Bu Blogda Ara

17 Ocak 2013 Perşembe

ZAMAN-MEKAN TAHMİNİ ASTROLOJİSİ




Yaşadığımız olayları geçmiş değil de, gelecek mi belirliyor? Güneş’te meydana gelen patlamalar, radyo dalgaları dünya ekonomisini etkiliyor mu? Menkul değerler borsanın belli başlı kıvrılma ve iniş çıkışlarını önceden bilmeye imkan var mı?




40 yılı aşkın bir zamandan beri özellikle Astrologların başarıyla kullanılan yeni bir formüle göre, yukarıdaki soruların üçünün de cevabı “evet” oluyor. Mekan-Zaman Tahmini, 1965’te ilk ortaya atıldığından beri şaşılacak kadar doğru sonuçlar vermekte.




1973 ve 1974'ün mali şok dalgaları (Mekan-Zaman Tahmini) yoluyla, uzmanlar tarafından bir yılı aşkın süre önce biliniyordu.




Borsa’da olup bitecekleri (Hele de uzun vadeli olarak) bilebilen kimselerin, bu hizmeti başkalarına satmaktansa, borsadan kendileri para kazanmaya yöneleceği akla gelebilir ve çok da mantıklı olur. İnsana gerçekten öyle geliyor... Ama tabii eğer ekonomiye ilgi gösteren herkes bunu sırf zengin olma amacıyla yapıyorsa öyle olabilir. Yüzlerce borsa simsarı, mali danışman ve benzerleri, ellerinden gelse bütün paranızı yok edene kadar uğraşırlar. Dizi dizi süslü mektuplar gelir evinize... Size kömürden, çelikten, plastikten, tahıldan, elektronikten, soya fasulyesinden, daha akla gelebilecek her şeyden nasıl para kazanabileceğinizi öğreten mektuplar.




Ama bu kuralın bazı istisnaları da vardır.

Bu az bilinen sistem, her ekonomik değişikliği önceden bilebilmektedir ve adı da Mekan-Zaman Tahminidir. Bu yöntem karı koca Astrolog olan Louis ve Muriel Hasbrouck adlı iki ABD’linin yarattığı bir sistemdir. Hasbrouck’lar insanların kozmik ritm’den etkilendiğini kanıtlamayı, borsada bir vurgun yapmaktan daha önemli bulmaktadırlar.




Nasıl başarılıyor bu tahminler? Bu işi bir takım gezegen hesaplarına dayanarak yapıyoruz biz Astrologlar ama kendi sistemlerimizi de özellikle ben geleneksel Astroloji’den çok daha girift olduğunu da hemen eklemek gerekir.




“Şimdiki zamanı gelecek zaman biçimlendiriyor” fikrini kabul etmek gerekir..

Bizim esas amacımız piyasayı sömürmek değil .Biz sistemimizi insanlara, altta yatan ilkeye ilgi duysunlar diye kullandırıyoruz.




Şimdiki zamanı biçimlendiren etkenin geçmiş zaman olmadığını, gelecek zaman olduğunu ileri süren bu garip doktrinin altında yatan ilkeler ne olabilir acaba? Birincisi, Mekan-Zaman Tahmini, bir takım tanımlanması zor kavramları içermektedir. Bunlar arasında, Güneş faaliyetlerinin insan zihnine ritmik bazı etkiler yaptığı, dolayısıyla tüm insan faaliyetlerini etkilediği, bu etkilenenler arasında ulusal ve uluslararası ekonominin de bulunduğu sayılabilir.




Mekan-Zaman Tahmini yalnızca geleneksel Astroloji’ye dayanmamaktadır. Dört Astrolojik elementin, yani Ateş, Toprak, Hava ve Suyun dokuz değişik ifade biçimini kullanıyorum. Bunlar, Mekan-Zaman-Tahmini yönteminin temposunu veriyor. Sistem temel olarak, kabul edilmiş bilimle Einstein’in Birleşik Alan Teorisini kullanıyor ve hala kabul edilmemiş olan Astroloji bilimi konsantre ediliyor.




Astro-izafiyet teorisi doğru olsun veya olmasın, Mekan-Zaman Tahmini yıllar yılı ortaya koyduğu, hep doğru çıkan tahminleri de kulak arkası etmeye olanak yoktur. Sistemin mekaniği konusundaki açıklamada, insanı ikna olmaya mecbur eden bir mantık da vardır. Güneş tek yaşayan varlıktır. Güneş sistemimizdeki tüm hayatın merkezidir, her yöne doğru büyük bir enerji alanı yaymaktadır. Bu alan, esas konsantrasyon yeri olan Güneş’in ekvator kuşağından, görünmez biçimde bize doğru uzanmaktadır. Gezegenlerin alanları, bu Güneş alanını etkilemekte, değiştirmektedirler ve bundan “dalgalar” dediğimiz düzenli dönemler doğmaktadır. Biz buna “devreler” demiyoruz.




Mekan-Zaman Tahmini yöntemi, Güneş’in ritmik kalp atışlarına benzemektedir .Mekan-Zaman Tahmini Güneş’i yaşayan, nabzı atan bir birey olarak düşünüp, gezegenleri de onun alanını etkileyip bozan unsurlar olarak gözlerinin önüne getirdik mi her şey bir mantık çizgisine oturabilmektedir.




Bazen evinizde televizyonun önünden geçersiniz, sizin biomanyetik alanınız ya sesin bozulmasına, ya görüntünün bulanıklaşmasına yol açar. İşte bu da, bir alanın ötekini nasıl etkileyebileceğinin küçük bir örneği.

Bilimle anlaşmazlık çıkmasına yol açan sebep, bilim adamlarının doğada insanın zihni faaliyetlerinin etkisine hiç yer bırakmak istemeyişleridir. Parapsikoloji’ye gösterilen o büyük ilgiye rağmen, bilim hala, insanın zihinsel ve duygusal faaliyetlerinin katı bilimsel çalışmalara konu edilemeyeceği görüşüne saplanıp kalmıştır.




Bizim yaptığımız şey... Yani ekonomik olayları önceden bilmemiz, insan düşünce ve duygularının da Güneş ve gezegen faaliyetlerinden etkilendiğine dayanıyor. Dünya atmosferi, radyo dalgaları ve nice diğer olaylar nasıl etkileniyorsa, tıpkı öyle. Biz bunu, borsanın, tarımın, sanayinin, vb nin, insan düşünce ve davranışlarının doğrudan etkisinde olduğunu göstererek kanıtlıyoruz. İnsanın fiziksel ve psişik olarak Güneş ve gezegen sisteminin bir parçası olduğunu gösterdik. Zaten Güneş sistemiyle aynı maddeden yapılmış bir şey, nasıl ondan farklı olabilir ?




Proton olaylarını (atmosferik ve jeomanyetik sarsıntılar doğuran Güneş patmaları) dakik biçimde önceden bilebildiğimizden, deprem ve volkanik patlamalar türündeki jeofiziksel olayları da bilmekteyiz.

Bizim sinyallerimizi bir sıralamaya sokarsak, bunların Güneş’teki patlamalarla, jeomanyetik fırtınalarla ve Bir dereceye kadar da depremlerle raslantılı olduğu görülür. Bu da, tüm doğal olayların birbiriyle ilişkili olduğunun oldukça kesin bir göstergesidir. Bizim bu olayları bu kadar dakik biçimde zamanlayabilmemize sebep, gezegen hareketlerinin önceden bilinmesidir. Biz de onları zaman ve mekan içinde yerlerine yerleştiribiliyoruz. Ben açıkcası öyle yapıyorum.




Astroloji’nin giderek kabul edildiği yolunda tüm bu göstergelere rağmen, bilim hala inatla dikilmektektir, “Gezegenler dünyaya bir etki yapamayacak kadar uzakta...” demektedir bilim adamları.

Doğrudan mı, yoksa dolaylı mı? Yarı yarıya haklı sayılırlar. Biz gezegenlerin ekonomiye doğrudan bir etki yaptığını kanıtlayamayız. Ama güneş alanını etkilediklerini biliyoruz. Güneş alanının ise doğrudan etkisi var. Bunlar girift konular ama toplum psikolojisine de yansıyor.




Güneşin o büyük alanı, uzayın her yanına doğru nabız gibi atarak enerji yaymakta, ritmik biçimde, her yoğunlukta ve her dalga boyunda enerji yollamaktadır. Bilinen ve bilinmeyen enerjiler. Ana kuvvet çizgileri, güneşin ekvator kuşağı çevresinde yoğunlaşmıştır. Satürn’ün halkalarının daha büyük, ama gözle görülmeyen bir türü gibi. Alanın en büyük kuvveti ekliptik kuşak çevresidedir ki, gezegenlerin de çoğu orada yörünge çizerler.




Bu Güneş alanı çok uzak, akıl durduracak mesafelere uzanır ve herhalde bilinen en dış gezegenlerin de ilerisine varır. Hem gezegenlerarası alanın, hem de sistemin birleşik çekim gücünden derin şekilde etkilenir. Güneş çevresinde, kendi yörüngelerinde dönerken gezegenler denizdeki motor gibi arkalarında bir iz bırakırlar. Bu da güneş radyosyonun da değişikler yaratır. Dünyadaki her şeyi etkileyen de bu radyosyondur.

Bu enerji dalgalarının dorukları ve dipleri zamanlanabilmektedir . Bunların zamanları, tarih boyunca hep dönüm noktası sayılan ekonomik olaylara rastlamaktadır. Aynı zamanda toplumun ruhsal durumundaki değişiklikleri de tutmaktadır.




Güneş alanı Dünya’ya ulaştığı zaman, jeomanyetik alanı değiştirmekte ve insanların ruhsal durumlarıyla davranışlarına güçlü etkiler yapmaktadır. Bu hem bireyler, hem de toplumlar için geçerlidir. Güneş alanındaki değişiklikler hepimizi aynı zamanda etkiler” demektedir. Ama farklı biçimlerde etkiler, çünkü her birey o alana değişik bir zamanda doğarak girmiştir.




Doğum zamanı ve yerindeki bu değişiklik, kişilikte ve karakterde bir takım farklılıklar yaratır. Böyle farklar ikizler arasında bile bulunmaktadır. Astrologlar bunun böyle olduğunu nereden anlamışlardır?

Onlar nereden anladı, bilemem ama bir bebek doğduğu zaman, onun daha büyük bir enerji alanına ilk defa olarak ve tek başına giriş yaptığını biliriz. O alanın ve o zamanın, başka zamanlara göre bir takım nitelikleri vardır. Soluduğumuz havada bile pozitif veya negatif iyonlar bulunabilir.




RCA’nın John Nelson’u bir zamanlar Doğum Astrolojisi’ni “bilimsel değil” diye dışlamıştı. Kendisi Amerikan Astrologlar Demeği’nin üyesiydi. Nelson kendi gözlemleriyle, eski astrologların uyumsuz saydığı gezegen açılarının radyo dalgaları için de bozucu olduğunu tespit etmiştir. Yeniden keşfedilen bu ters etkili açılar, 45, 90 ve 180 derecelik açılardır. Bunlar Güneş’te derin sarsıntılara ve Dünya iyonosferinde değişmelere rastlamaktadır. Eski Astrolojinin iyi etki saydığı, 30, 60 ve 120 derecelik açılar ise, daha yumuşak Güneş aktivitesiyle ve “iyi radyo havası”yla denk düşmektedir.




Her temel element, elektrik alan şarjlarından oluşur. Yaşayan her canlı aslında bir elektrik transformatörüdür. Hepimiz Dünya’nın alanında yaşadığımıza göre, yediğimiz yiyecek, içtiğimiz su, soluduğumuz hava da aynı elementlerden oluşmuştur. Biz tüm bir “yaşayan bileşimin parçalarıyız. Toplam gezegen enerji alanı durmadan değişir ve etkisi altındaki her şeyi de değiştirir.




Şimdiki zamanın, gelecekte var olan koşullar tarafından nasıl “çekildiğini” gösterebilmek için Güneş’in tekrarlanan 36 yıllık dalga boyunu yada bir temposunu ele almakta, bunun ihsan toplumunun bilincini etkileyerek Dünya ekonomisi üzerinde nasıl etkili olabildiğini ortaya koymaktayız. Garip bir “raslantı” sonucu, eski Hindu ve İbrani Dünya Horoskopları da 36'şar yıllık alt devrelere bölünmüştür. Böyle olması, bizim modem çağda yeni yeni keşfetmeye başladığımız bir takım alanlarda eskilerin epey ileri olduğunu göstermektedir.

Dış etkenlerin insan zihnini ve dolayısıyla da insan faaliyetlerini niçin etkilediğine dair dört nedeni şöyle sıralayabiliriz.




Hemen hemen her şey dalgalanır.

Birçok şeyler, devreler halinde dalgalanır.

Bu dalgalardan pek çoğu o kadar düzenli ve o kadar hakim bir biçimde tekrarlanır ki, bunların raslantı sonucu veya şans işi olduğu düşünülemez.




Eğer dalga veya devre, şans sonucu tekrarlanmıyorsa, demek ki onu bir şey, bir kuvvet istiyordur.

Dalgayı iten, harekete geçiren kuvvet (veya kuvvetler) keşfedilince, esrarengiz olayı çözmüş olacağız. Ben içinde yaşadığımız uzayı, insanoğlunu bir canlandıran, bir depresyona iten kuvvetlerle dolu olarak düşünüyorum. Bu kuvvetler, bazen insanları daha iyimser yapıyor, bazen de az veya çok korku veriyorlar insanlara. Ama bu kuvvetler bizi kontrol ediyor değil... Yalnızca etkiliyorlar.




Peki ama, tarihi de gelecek mi biçimlendiriyor? Şimdiki zamanı gelecek mi biçimlendiriyor? Bu gerçi çelişkili gibi gözüküyor ama, bizler tahminlerimizi başarıyla yapmayı sürdükdükçe, teorilerim geçerli demektir.

Şu an için Mekan-Zaman Tahmini yöntemi, Astroloji’yi kullanarak işleyen tek sistemdir ve bu tür tahminler yapmaya cesaret eden tek girişimdir. Ekonominin gerçek bir bilim olmamasının tek nedeni, ekonomistlerin kozmik çevreden gelen doğal ve ritmik kuvvetlerin bulunduğunu ve insanların bunlara doğal olarak cevap verdiğini anlayamamalarındandır.




Dünya nüfusunun nasıl inanılmaz biçimde arttığını, tarım ürünlerinin nasıl yetmez olmaya başladığını, hava koşullarının nasıl kaprisli biçimde değiştiğini düşünürsek, gelecekte Mekan-Zaman Tahmini’nin (yada on a çok benzeyen bir başka şeyin) ne kadar gerekli olacağını kolayca anlayabiliriz.




Bu göksel kuvvetlerin gerçekliğini ve gücünü kabul etmek, bilim tarihinin en önemli aşamalarından biri olacaktır..



Sevgiler

H:B
-







Hiç yorum yok: