Değişiklikten,eski ve modası geçmiş sosyal ve bilimsel yapıları ,metotları ve kavramları yenilemekten,geliştirmekten ve daha nitelikli buluşlardan hoşlanır.Yenilikçi ve teknoloji odaklı bakış açınız insanlığı nelerin beklediğinin ipucunu vermektedir. Kova "ilginin özgür olması" gerektiği fikrini savunur ve herkese ulaşması gerektiğine inanır. Kova sınanmanın simgesidir. Maddesel fenomenlerle sezgisel ya da güdüsel bilimi temsil eder;ancak duyular tarafından kanıtlanabilirlikle sınırlıdır. Bu burcun etkisindekiler yapılı,kanlı canlı , zarif,uzlaşmaya açık, ruhsal ve seçkin kişiler olur.
Kova'nın rolü "orada olmak"tır. Kadın yada erkek tüm Kovalar evcimen değillerdir.Bunun için verilebilecek en uç örnek,çocuklarının haklarının topluma karşı gönüllü savunan ama kendi çocuklarının yanında her zaman bulunamayan biri olarak verilebilir. Bir Kova olarak göreviniz her zaman dünya çapında olacaktır ve çok şey onun bu özelliğinin önüne geçebilir. Sizi seven insanlardan yardım istemekten ve onlara zaman ayırmaktan kaçınmalısınız. Hayatınız hiç bir zaman tek düze yada kolay geçmeyecektir ve çok da meşgul olacaksınızdır. iyi haber ise,problem çözme yeteneğiniz engellenemez,kafanıza koyduğunuz her şeyi er yada geç yapacaksınızdır. Evlilik, eğer kendinize ait alanı ve yeteneklerinizi geliştirme eğiliminizi anlayabilecek bir eş bulursanız , yolunda gidecektir. Sizinle yaşamak kesinlikle heyecan verici olacaktır. Toplum içinde ne kadar arkadaş canlısı ya da aranan bir kişilik olursanız olun, eşinize her zaman sadık kalacaksınızdır,çünkü sabit bir burç olarak ,bir ilişkinin istikrarlı olmasına çok değer verirsiniz.
Yaratıcı,farklı,orijinal,bağımsız,içgüdüleri kuvvetli,hayalperest birisiniz Sevgili Kova , asla değişmeyin. Daha iyi bir gelecek için , sizin görüşleriniz bizim en derin umudumuzdur. :)
Bireyliğin geliştirilmesi;Kova'nın hedefi budur.
Kova toplumun kendisiyle ilgili beklenti ve planlarını kendi gerçek bireyliğinden ayırmak, kendi hayatını yaşama hakkını savunmak için hiç bir desteğe ihtiyaç duymadan dünyanın önünde durmak ister.
Kova'nın kaynağı dehası ve inatçılığıdır. Deha yeniyi öğretilmeyen yollarla düşünebilme yeteneğidir. Ve Kova bu yetenekle donatılmıştır. Farklı düşünür. Ana akım dışındaki düşünce alanları onu mıknatıs gibi çeker. En ölümcül düşmanı kabile içgüdüsüdür. Kova pederşahi hiyerarşilere karşı içgüdüsel bir güvensizlikle doğar.
Tek stratejisi taviz vermeden kişisel özgürlüğünü ve bireyliğini korumaktır. Kova kimse onunla aynı fikirde olmasa bile, seçimlerinin doğru olduğundan emindir. Kendisine doğru uzanmış suçlayıcı parmaklara inatçılığı ile karşı durur.
Aynı inatçılığı onun gölgesidir. Kendi hayatını biçimlendirmek konusunda direneceğine, geleneksel rolü izler. Ve mevcut özgürlük duygularını daha güvenli görünen arenalarda sergiler. Dahi yok olur. Diğer gölgesi olan sembolik isyan başlar. Bireyliğini ve olağandışı deneyimler yaşama hakkını savunacağına, bu enerjiyi anlamsız tuhaf davranışları savunarak harcar. Bireyliği gelişmeyince bu eksantrikliklerin arkasına gittikçe daha çok saklanır. Suni öz güvenine karşın, mesafeli, hatta belki soğuk gözlerin altında boşluk ve kayıp bir insan bulunur.
Öğrenmesi gereken; gerçek gereksinmelerini ve dünyadaki gerçek amacını belirlemek, kabul edilme arzusu ve sosyalleşme uğruna bireyliğinden taviz vermeden kendini ifade etmektir.
Kova klanına yapılan en büyük şikayet kişiliksiz ve duygulardan bağımsız olmalarıdır. Pek çok durumda bu doğrudur. Bazen duygusal taraflarıyla bağlantıya geçmekte zorlanırlar. Bunun nedeni çok güçlü bir grup zihniyetine sahip olmalarıdır. Ev Sahibi sendromundan muzdariptirler, herkesin kendini rahat hissetmesini isterler. Bu nedenle de birinden diğerine gidip gelerek iyi olup olmadıklarını sürekli kontrol ederler. Ev sahipliğini yaptığı toplantının sonunda hiç kimseyle gerçekten iletişim kuramadıklarından hayal kırıklığı yaşarlar. Hiç bir zaman derin bir sohbet ya da samimi zamanlar yaşamamışlardır. Bir grup içindeyken herkesi mutlu etmeye çalışırlar ve bu da her bir kişiyle sınırlı zaman geçirmek demektir.
Kovalar hayatın değişik bölümlerinden pek çok insan tanıdıklarından, bir insan ve onun duygusal ihtiyaçları üzerine yatırım yapmak onlar için zordur. Bu olguyu günümüz modern hayatında çok görürüz.Tüzel kişilikler Kova tarafından yönetilir (bu nedenle son elli yıldır ekonomi ve dünya tüzel kişilikler tarafından ele geçirilmiştir) Örneğin telefon faturanızı fazla yazdıkları için telefon ettiğinizde, gerçekten şikayet edecek kimseyi bulamazsınız. Konuşmanızın daha ilk dakikasında konuştuğunuz kişinin aslında makinedeki bir vida olduğunu fark edersiniz. Muhtemelen en düşük maaşı kazanıyorlardır ve hayatınızı kendisininkinden daha fazla zorlaştırmazsa onun hayatı çok daha zor olacaktır. Şirketler kişiliksiz oldukları ve bir yüze sahip olmadıkları için sayıca ve hacimce arttılar. Üçüncü dünya ülkelerinden getirdiği kölelere ayakkabılar yapmalarını emreden Nike şirketindeki acımasız kişinin kim olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Onun bir ismi var mı? Hayır, o bir tüzel kişiliktir. Yönetim kurulu, ortaklar, tüm bildiğim eğer Nike hisse senedi almışsanız bu kişinin siz olabileceğinizdir. Burası suçlanacak belli bir kralın olduğu Aslan Ülkesi değildir.
Kovalar'ın bir sorunu da devrimdir. Pek çok kere hiç nedeni olmadan isyan çıkarmışlardır. Devrimlerinde çok saldırgan olabilirler ve bir zorbanın yerine başka bir zorbayı oturttuklarını farketmezler. Buna en iyi örnek Fransız Devrimi'dir. Devrimde kralın kafası uçuruldu, ama çok geçmeden yeni bir Aslan yönetime getirildi, Napolyon. Kova reform olgusunu ve sonunda kendi vatandaşlarını galeyana getiren hızlı devrimler yerine yavaş yavaş gelen devrimleri öğrenmelidir. Bu benim 'Kurutulmuş Su Taşıyıcısı' olarak adlandırdığım şeyle sonuçlanır. Kovaların ve iyilik yapanların en büyük sorunu, kendilerini çok önemsiz hissettikleri için enerjilerini şarj etmeyi unuturlar. Bu pek çok Kova insanında sorunlara yol açar.
Kova'nın olduğu yer çok fazla verme, buna karşın almayı unutma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu yerdir. Durun, nefes alın ve deponuzu doldurun.
Haritanızdaki Kova, kutunun dışında düşünmeniz gereken yaşam alanını içerir. Bu alanda aynı zamanda, arkadaş fikirlerine ve önerilerine de yer vererek yarar sağlayabilirsiniz. Burada demokrasinin çalışmasına izin verin.
Kova burcu, geleceğe atlayacağınız ve yalnız kendinizi değil çevrenizdeki insanları da güncelleştirip geliştireceğiniz yaşam alanını gösterir. Burada gruplardan , arkadaşlardan ve bir çok insandan müthiş yararlanacaksınız. Bu yaşam alanınızda siz de bir deha olabilirsiniz.
Kova burcunun yönettiği yaşam alanınızda çekinmeden komik yönünüzü gösterin. Bu alanda gelişmek için engellemelerden,yasaklardan ve gelenekten kurtulmanız gerekiyor. Esinlenmek için bu Kova ayı boyunca bir stand-up komediye gidin veya bildiğiniz en komik filmi izleyin.
Haritanızdaki Kova burcu, Balık çağından Kova çağına sancılı geçişi kolaylaştıracağınız yeri göstermektedir."İnandığınızı" "bildiğiniz" ile değiştirmelisiniz. İnancınızı akıl,bulgular ve bilgi ile destekleyin. Ve bunu hepimiz ile paylaşın.
Kova zamanı boyunca mor veya eflatun renkleri kullanmaya özen gösterin.
Kova zamanı boyunca olumlamamız : " Yaşamımda yararlı arkadaşlar ve kuruluşlar var. Ben , farkındalık ve tüm insanlık için bir umut feneriyim. "
"Gece gündüz seni olduğunun dışında bir kişi yapmak için elinden geleni ardına koymayan bir dünyada,kendinden başka birisi olmamak için verilen savaş insanoğlunun yapabileceği en güç savaştır ve bu savaş hiç bitmez.”
E.E.Cummings
İnsan arızalanan parçaları tek tek tamir edilebilen ve ortaya çıkan yan etkilerle de başka bir aksamı bozulan Newtonvari bir makine midir? Yoksa bir eko sistem midir?
Frekansımızı Uranüs dalga boyuna ayarlayalım. Kova Burcunun teori ve hipotezleri ışığında sorularımıza yanıt arayalım...
Kova Burcu’nun yönetici planeti Uranüs, Güneş Sistemi içinde 98 derecelik dik ekseniyle bir istisnadır. "Sistem içinde varım ama özgün yapımla” diyen aykırı tavrın temelinde ne vardır? Bütünün bir parçası olduğumuzu yabana atmadan ama bireyliğimizi de sürü psikolojisine kurban etmeden var olabilmeyi başarmak. Uranüs, değiştiren, yenileyen, özgürleştiren, gergin ve huzursuz enerjisi ile Satürn’ün kristalize ettiklerini parçalar, dağıtır. Bilinenle yetinmez, kural ve sınır tanımaz. Yunan Filozofu Heraklitus "Aynı ırmağa iki kez giremezsiniz, çünkü su sürekli akar” demiş. Aynı şey bedenimiz için de geçerlidir. Ama biz onu katı ve durağan maddesel bir nesne olarak görme eğilimi taşırız. Oysa maddesel beden; atomların ırmağıdır, zihin; bir düşünceler ırmağıdır ve onları bir arada tutanda zeka ırmağıdır. Einsten’ın ünlü (E=mc2 ) denklemi enerjinin maddeye dönüşebileceğini kanıtladı ve bu da fiziğin "ufaktan daha ufak" engelinin ötesine geçmelerini sağladı. Aynen organların dokulara, dokuların hücrelere, hücrelerin moleküllere ve atomlara, protonlara, elektronlara, zerrelere ve son olarak hiçbir şeye ayrışması gibi. Hiçbir şey Boşluk tur. Yani enerjinin temelinde boşluk vardır. İnsan da atomlardan oluştuğuna ve ham maddesinin yaklaşık %99 u boşluk olduğuna göre zihin ve beden paralel uzaylar gibidir. Zihinsel uzayda olan her hangi bir şey fiziksel uzayda da iz bırakır. Kova çağının eşiğinde, Uranüs kendi burcunda seyrederken dikkatimizi iç uzaydan gelen habercilere çevirir. Bunlar Neurotransmitter adını alan iletici moleküllerdir.
BAŞLICA ORGANİK FONKSİYONLARI:
Dolaşım Sistemi: Üç bölümden oluşur; 1)Kalp, 2)Damarlar, 3)Dolaşım sıvısı kan
İnsanda kapalı kan dolaşımı vardır ve iki kısımda incelenir; 1)Küçük kan dolaşımı Kalpteki kirli kanın akciğerde temizlenerek kalbe getirilmesidir. 2)Büyük kan dolaşımı; Kalpteki temiz kanın vücut dokularına dağıtılması, dokularda kirlenen kanın kalbe getirilmesidir.
Ritmik Atım-Nabız (Pulsation): Kan dolaşımını düzenleyen motor sistem kalptir. Kalp çok düzenli olarak kasılma (sistol) ve gevşeme (diyastol) hareketleri yapar. Sistol basınç dalgası atar damarda "Nabız Atışı” şeklinde belirginleşir. Sempatik sinirler kalbin çalışmasını hızlandırırlar. Parasempatik sisteme ait vagus siniri kalp atışını yavaşlatır. Adrenalin ve tiroksin hormonu kalp atışını hızlandırır. Asetilkolin ise kalbin çalışmasını yavaşlatır.
Dr.Deepak Chopra; nabzı radyo dalgasına benzeterek şöyle demektedir;
"Bir radyo dalgasının tüm senfoniyi taşıması gibi,vücut da tüm çalışmasını nabız vasıtasıyla belli eder” Ona göre her hücre kan dolaşımı yolu ile kalbe sinyaller gönderir. Daha sonra bu sinyaller nabza iletilir. Böylece nabız dinleyerek iç organlardaki aksaklıklar anlaşılabilmektedir. Nabızdan teşhisin önemi dengesizlikleri hastalık oluşmadan önce saptayabilmektir.
Dolaşım sitemine ait rahatsızlıklar: Kalp kapakçığı ve ritim bozukluğu, Taşikardi Çarpıntı, Varis, El ve ayaklardaki dolaşım bozukluğu. Raynaud hastalığı (şiddetli dolaşım bozukluğundan kaynaklanan el ve ayak parmaklarının soğuğa maruz kalınca önce bembeyaz kesilmesi sonra kızarması ve morarması olarak gözükür)
Dolaşım sisteminin psikolojik fonksiyonu bize her durum ve olayın dinamik olduğunu asla durağan kalmadığını gösterir. Değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul etmekte zorlandığımızda doğal akışı bozarız.
İletici Moleküller (Neurotransmitter): Bunlar Sinir Sistemi Haberci Molekülleri olup hücresel elektrik akışını sağlarlar. Duygularımızı, arzularımızı, sezgilerimizi ve düşlerimizi kimyasallara çevirerek beyinden dışarı-içeri yarışan koşucular gibi çalışırlar. Bu zeki kimyasallar sadece beyin tarafından üretilmez aynı zamanda bağışıklık sistemi tarafından da yapılırlar. Nöro-Transmitterler, Nöro-peptidlerle birlikte zekanın Know-how (nasıl yapıldığını bilme) özelliğini tüm fizyolojiye yayarlar. Bunlara beyin telgrafları da diyebiliriz. Bilincin içeriği fizyolojiyi değiştirir. Olumsuz duygular (öfke,nefret,kin,korku) organları zorlayan ve tahrip eden nöro-kimyasal maddelerin, olumlu duygular (sevgi, gülme, taktir, şefkat) ise sağlığı destekleyen kimyasal maddelerin salınmasına yol açar. Nöro-peptidlerin büyük yeteneği zihnin emirlerine ışık hızıyla karşılık verebilmesidir. Bilim daha şimdiden yüzlerce nöro-peptid’in varlığını ve bedenin her yerinde yapıldığını keşfetmiştir. Bu da bedenimizin "düşünen bir beden” olduğu tezini doğrulamakta aynı zamanda yaratılış ve zekanın açıklanmasına ışık tutmaktadır.
Spazm, Kramp, Kriz, Felç (Paralysıs): Spazm; bir kasın istek dışı birdenbire ve şiddetli kasılmasıdır. Kriz; acil durumu tanımlamakla birlikte tıp dilinde bazı hastalıklarda görülen ani ağrı nöbetidir. Felç; Kas ve sinir bozukluğuna bağlı olarak gelişen hareket etme yeteneğinin kaybıdır. Pek çok çeşidi vardır. Bell Felci; Yüz felcinin en çok görülen biçimidir. Yüz siniri (nervus facialis) yüze gelmeden önce kulak ve mastoid kemikleri içindeki bir kanaldan geçip, kulak altına gelir. Yüz siniri bu kanal içinde iltihaplanır ve uyarıları iletmez. Bu durum geçicidir ve birkaç hafta içinde yok olur. Yüzün felçli tarafındaki göz küçülür ve yaşarır, ağzın felçli kısmı da devamlı akar. Tıp henüz yüz felcinin kesin nedenini bulamamıştır, ama Astroloji başat olarak Uranüs enerjisini işaret etmektedir. Özellikle Uranüs’ün Mars ve Yükselen ile sert etkileşimi dikkat çekicidir. Poliomyelitis; Omuriliğin gri maddesinin iltihabı, çocuk felcidir. Uranüs’ün Mars ve Merkür ile uyumsuzluğuna Pluto da eşlik eder. Genel olarak felç durumunda Uranüs-Güneş-Mars ve Satürn sert etkileşimi baş roldedir. Uranüs-Ay -Venüs sert etkileşimi de düzensiz ve sancılı adet kanamasına (Dysmenorrhoea), Spazmlı böbrek ağrılarına yol açar.
Şoklar: 1)Travma veya sıvı kaybı sebebiyle ani olarak ortaya çıkan periferik dolaşım yetmezliği; Alçak kan basıncı, soğuk, nemli, soluk bir deri ve bitkinlik ile huzursuzluk hali, bazen de bilinç kaybı görülür. 2)Ani müdahale sonucu görülen şiddetli sarsıntı, darbe, elektrik çarpması vb. Çeşitli şok durumları vardır. Bakteri toksinlerinin kana geçmesi ve dokulara yayılması sonucu "Toksit Şok” oluşur. 3)Ruhsal şok; Her hangi bir olaya bağlı korku, heyecan ve benzeri psişik faktörlerin yarattığı, kişiyi uzun süre etkisi altında bırakan psikolojik şoktur.
Spazm, Kramp, Felç ve Şok gibi rahatsızlıkların temelinde; Hayatın değişim olduğu gerçeğini ısrarla reddetme ve doğal akışa şiddetle direnme etkendir.
Beyin hasarlarına yol açan ciddi hastalıklar: Sara (Epilepsi); Beyin yüzeyindeki elektrik akımının denetlenememesi nedeniyle beyin üzerinde bir elektrik fırtınası oluşması sonucu ortaya çıkan vücut kaslarının şiddetli spazmlarına yol açan bir hastalıktır. Parkinson; Kasların sertleştiği ve hastada devamlı titreme ya da sarsılmaların görüldüğü bir sinir sistemi hastalığıdır. Kore Hastalığı; Devamlı, istemsiz sıçrama hareketlerinin görüldüğü bir durumdur. Kore’nin iki çeşidi vardır; 1)Sydenham Koresi: Romatizmaya eşlik eden beyin iltihabıdır. 2)Huntington Koresi: Kalıtsal bir hastalıktır. Alzheimer, Migren, Beyin Felci, Beyin Urları vb. Güneş-Ay-Mars öncülünün yanı sıra jenerasyon planetleri Uranüs-Neptün-Pluto baş etkendir.
Çarpık kromozom ve Anormal oluşumlar:. Albenizm (Doğuştan beyaz saçlı), Lupus (Deri veremi),Anormal ve acayip hücre çoğalmaları. Vücut organlarının ters yerde bulunması; Örneğin; Dekstrokardi; Kalbin göğsün sağında bulunmasıdır. Bu durum çoğunlukla ölümle sonuçlanır. Bu anormallikle birlikte karın organlarının da yer değiştirmesi görülebilir. Bu duruma "Situs invertus" denir. Uranüs’e özgü son derece nadir rastlanılan patolojik bozukluklardır.
Teşhisi zor hastalıklar, Beklenmedik kazalar, Ani Ölümler: Yaşamda hiç bir şey kalıcı değildir ve hiçbir şey aynı koşullarda varlığını sürdüremez. Bu yalın gerçeğe sırt çevirdiğimizde ani ve beklenmedik bir şekilde istenmeyen değişimle yüz yüze geliriz. Gerilimli Uranüs açıları altüst edici enerjileri açığa çıkardığından teşhisi konulamayan hastalıklara yol açabildiği gibi mekanik ve elektrikli aletlerle de sorun yaratır. Kazalara açık bir yapı verir. Çarpma ve patlamalara bağlı ani ölümlere neden olur. Mars-Uranüs gergin açıları başı çeker.
Yırtılma, Gerilme ve Kopmalar (Ruptures): Fıtık başta olmak üzere ciddi organ hasarları özellikle Sakatlıklar görülebilir. Uranüs (Gerilim) – Satürn (Direnç) sert açılarına olumsuz işleyen Mars (Hücum) ve Pluto (Yıkım) da katılıyorsa organ kaybı olabilir. Buna ameliyatla organ çıkarılması da dahildir.
Dış Gebelik, Gebelik sırasında travmalar, Prematüre doğumlar: 5.ev hamilelik ve doğumu da kapsadığından bilhassa Uranüs 5.evde yer alıyorsa, 5.ev ile 11.ev arasında karşıt açılar egemense, 6.ve 8. ev arasında da sert etkileşim varsa erken doğum (sinir sistemi tam gelişmeden), dış gebelik, düşük, kürtaj görülebilir.
Eşcinsellik: Tıp literatüründe Uranism:Homoseksüellik, Uranist: Homoseksüel anlamında kullanılmaktadır. Bundan tüm Kova burçlarının ya da Uranyen insanların eşcinsel eğilimlere sahip olduğu gibi hatalı bir çıkarsamada bulunamayız .Bu hassas konuda Venüs ve Neptün açılarının yanı sıra Güneş, Ay ve Mars’ın pozisyonlarına da bakmak gerekir. Çift sembollü burçlar (İkizler, Terazi, Kova, Balık) ve temsil ettiği evler, Hava ve Su elementleri çok titiz bir şekilde incelenmelidir.
Normalde Uranüs ırk, dil, din gibi ayrımlarla uğraşmadığı gibi cinsiyet ayrımı üzerinde de durmaz. Daha çok Üni-seks eğilimler Kova kişiliğine özgüdür.
Tikler: Merkür’ün mimikleri bir üst oktav olan Uranüs'te tikler olarak karşımıza çıkabilir. Mars-Uranüs gerilimli açıları son derece önemlidir.
El ve Ayak bilekleri: Bedenimizdeki her dengesizlik belirli bir dalga fonksiyonu yaratır ve bu hassas dalgaların en kolay hissedildiği yerler bilekteki radyal arterdir. Kova’nın en hassas noktası da el ve ayak bilekleridir. Olaylara at gözlüğü ile bakma, esneklikten yoksunluk, eğilmezlik doğal akışı engellediğinden kırılma, burkulma, damar damar üstüne binme vakaları sıkça görülür.
Hiperaktivite: Özellikle İkizler-Kova bileşimi sinir sistemini aşırı uyardığından hiperaktivite sıkça görülür. Ay-Güneş Kova/Yükselen. İkizler ya da tersi. Mars Kova veya İkizler'de ya da Mars-Merkür-Uranüs kombinasyonu dikkat çekicidir.
ASLAN-KOVA aksı yaratıcılık ve özgünlük temalarını içerir. 5.evde görev ve zorunluluklardan uzak benliğini oyunculukla ifade etme ve yaşamdan keyif alma egemenken 11.evde egoyu ve rekabet duygusunu aşıp toplumsal ruh ve işbirliğine yönelme esastır. Bu aksın ortak paydası alkışlara ve yergilere aldırmadan, kişinin içsel olarak ne ise dışta da bunu ortaya koymasıdır. Öz doğasına ihanet ederek aile ve çevre baskısıyla kendine uygun olmayan bir rolü benimseyen insan ağır bir bedel öder. Bu aksla ilgili psikiyatrik tabloya eşlik eden rahatsızlıklar oldukça ciddidir.
Deliryum (Bilinç Kaybı-Çıldırma), Demans (Bunama), Disosiyatif (Konversiyon ) bozukluklar-Histerik Nevroz en sık görülen rahatsızlıklardır.
HİSTERİ: Psiko-nevrozlar kümesinden bir ruhsal bozukluk olan Histeride devinim (hareket), duyu ve bilinç alanlarında, daha seyrek olarak da özerk (otonom) sinir dizgesinde işlev bozuklukları vardır. Bunlar genellikle çözülmemiş ruhsal karmaşaların ve çatışmaların varlığını gösterirler. Histeri klasik çerçevede şu üç başlık altında açıklanabilir;
Konversiyon =Döndürme Disosiyatif =Çözülme Somotizasyon = Bedenleştirme
Histeride oluş nedenleri (genetik-çevresel etkenler); Charcot, histerinin ruhsal doğalı bir hastalık olduğunu, hipnoz ile histerik belirtilerin ortaya çıkabileceğini ileri sürmüş ve bu hastalıkta kalıtımla geçen dejeneratif bir sürecin varlığına inanmıştır.
Onun öğrencilerinden Pi’erre Janet ise; "Histeride "Sabit fikir" (İdee fıxe) temel belirtidir. Bu sabit fikir bilincin zayıflaması ile ortaya çıkan bütün bilinçsiz güçlerin, yani ruhsal otomatizmanın belirtisidir. Duygular, inançlar, istekler ve anılar özel bir şiddet kazanmakta ve zayıflamış olan bilinçten çözülmektedir.” der. Histeride temel belirti olarak gösterilen "Sabit fikir" bu aksı paylaşan sabit burçların en büyük özelliğidir.
Histerik hastaların çocukluk yaşamları ve ailedeki rol benimsemeleri incelendiğinde bu hastaların aile içinde çok özel bir yeri olduğu görülmektedir. (çocuk ya babanın sevgilisidir, ya annenin en becerikli yardımcısıdır) Ailenin gözbebeği konumundaki kişi örseleyici bir durumla karşılaştığında (kaza, tecavüz, dayak, yasak sevi vb) özel rolü sarsılır ve telafisi organik yitime dönüşür. Bu durum en çok koşuşturan, görev yapan motor dizgede, bacaklarda tutmama (inme) gibi bir işlevsizliğin ortaya çıkmasına yol açar. Artık ortada benimsenmiş olan rolün beklentilerini yaptırtmayan bir hastalık vardır.
Histeride birincil ve ikincil kazanç: Histerik belirti bir çatışmayı temsil etmektedir ve çatışmanın doğuracağı bunaltıyı önlemektedir. Buna birincil kazanç adı verilir. Hasta bir çatışmadan, bunaltıdan kurtulmuştur; onun yerine bir organda işlev yitimi olmuştur. İşte Charcot’nun tanımlamış olduğu Güzel Aldırmazlık (la belle indiff’erence) yani belirtiye karşı aldırmazlığı, hatta hoşnutluk durumunu, konversiyon düzeneğinin sağlamış olduğu bu birincil kazanç kavramı ile anlayabiliriz. Birincil kazancın yanı sıra, konversiyon histerisinde çok zaman ikincil kazançlar da vardır. Bunlar hastanın belirtileri yüzünden gördüğü ilgi, ödün bakım, işten, sorumluluktan uzak kalma gibi kazançlardır. Ancak, şunu unutmamak gerekir ki, hem birincil, hem ikincil kazançların sağlanması bilinçdışıdır.
Nöro-biyolojik görüşler: Konversiyon belirtilerinin özellikle kadınlarda ve bedenin sol tarafında daha çok görülmesi bu bozukluğun serebral dominans sorunları olabileceğini düşündürmüştür. Kortizol ve prolaktin hormonları üzerinde durulmuş ve yalancı nöbetlerde kortizol artışı olduğu belirtilmiştir.
Psikanalitik Kuram: Klasik psikanalatik kuramda bu çatışma, çözümlenmemiş Oedipus çatışmasıdır. Histerik, fallik dönemde saplanmış ya da bu döneme gerileme zorunda kalmış kişidir. Burada çocukluktan kalma hiçbir zaman elde edemeyeceği hayali bir sevgi nesnesi söz konusudur. Bu nesneye doğru yöneltilen dürtü, bütün toplumlarda varolan yasak sevi (incest) kuralı ile karşılaşır. Yasak bir dürtünün aşırı sıkıştırılması benlikte bir tehlike olarak algılanır. Böyle bir tehlikeye karşı benliğin kullanıldığı en kestirme yol bu dürtüyü bilinçdışına itmektir. Ancak bastırılan bu dürtü tetikleyici bir uyaranla çatışmaya dönüşür. Buna göre konversiyon histerisinde baskın olan iki düzenek bastırma ve döndürmedir. Bastırma, çatışmanın ve onu doğuran dürtülerin bilinçdışı kalması; konversiyon da bunların somatik bir işlev bozukluğuna (örn. felçlere, anestezilere) döndürülmesidir.
Tarihçesi ve Sağaltım: Hipokrat, histerinin doğaüstü etkenlere bağlı bir bozukluk olmadığını belirtmiş ve hastalığın adını Yunanca dölyatağı (rahim) anlamına gelen hysteron sözcüğünden almıştır. Hipokrat, histerideki belirtileri, doyurulmamış dölyatağının kadın bedeninde dolaşarak bedende başka bir yerde yerleşmesine bağlamıştır. Ortaçağda histeri, şeytana tutulmaya (possession) bağlanmış ve şeytana tutulmuş olan hastalar büyücü olarak görülmüştür. Ortaçağ Avrupasında Histeri, Şizofreni gibi pek çok duygu durum bozukluğu olan binlerce hastaların diri diri yakıldığı bilinmektedir. Hipokrat zamanından beri kullanılan Histeri terimi kişiyi suçlayıcı, kötüleyici anlam yüklenmiş olması gibi nedenlerle artık tıp dilinde kullanılmamaktadır. Histeride göze çarpan yapaylık ve abartılı davranışlar yüzünden hastanın hastalığı bilinçli olarak yarattığı sanılabilir ve bu nedenle hastayı anlamak zorlaşabilir. Ses kısılması (Afoni) konuşamama (Mutizm) oldukça sık görülür, ayrıca gülme-ağlama ve bayılma nöbetleri de hastanın rol yaptığı izlenimini verir. Histerikler genellikle rahatsızlığın altında yatan sorunları kendileri de bilmezler. Bu konuda sezgileri olsa bile bunları dile getirmeye karşı büyük direnç gösterirler. Bu nedenlerle histerik hastaların sağaltımı sanıldığı kadar kolay değildir. Hekim ile Ailenin sabır ve güven dolu işbirliği şarttır.
BAŞLICA PSİKOLOJİK FONKSİYONLARI
Deha ve Delilik çizgisi: Einstein "Bir şeyi tekrar tekrar deneyip farklı sonuçlar almayı ummak kadar belirgin bir delilik işareti yoktur” demiş. Peki o zaman Deha nedir? Deha bize öğretilmeyen yollarla düşünebilme yeteneğidir ve Kova Burcu bu yetenekle donatılmıştır. Ne var ki deha ile delilik arasındaki çizgi çok incedir. Kova bir ayağı yerde (Satürn) bir ayağı gökte (Uranüs) iki arada dolanır. Yerleşik düzene ve alışılagelmiş kurallara uyum sağlamakta zorlandığı için çoğunlukla tuhaf, garip, acayip ve uçuk-kaçık bir yaratık olarak görülür. Oysa Aristo "Bir miktar delilik karışımının bulunmadığı mükemmel bir ruh yoktur” der. Ancak söz konusu olan bir parça deliliktir. Yekpare delilik değil.
Ait olma ve Birey olma ikilemi: İnsanoğlunun yapısında hem bir yerlere ve bir şeylere ait olma güdüsü hem de birey olma arzusu vardır. Aslında insan ait olma ve birey olma dansının bilinci içinde kendi yaşamının dokusunu oluşturur. Bireylik kendi yolunu seçebilme yeteneğidir. Ne istiyorsak onu yapabilme özgürlüğüdür. Bireyliğin karşısında ise toplum baskısı, yerleşik kalıplara uyma, sosyalleşme gibi muazzam güçler vardır. Steven Forrest’ e göre Kova'nın seçimi; "Taviz vermeden kendini ifade etmeyi öğrenmek” tir.
Özgürlük ve Sürü psikolojisi: S. Forest; "Kova'nın en ölümcül düşmanı kabile içgüdüsüdür.” derken, Kova'nın gerçek anlamda özgürlüğüne kavuşabilmesi için bireyliğini sağlam geliştirmesi, aynı zamanda otoriteyi sorgulayarak kültürel ve sosyal şartlanmalardan kurtulması gerektiğini vurgular. Kişi ancak kendi olmayı göze aldığında ve kendi zemininde sağlam durmayı becerdiğinde sürü psikolojisi aşılır. Toplum tarafından lanetlense de sürgün edilse de ayağının altındaki zemin kaymaz çünkü bastığı yeri bilir. Kova pusulayı şaşırdığında Uranüs imdada yetişip H.D.Thoreau’nun sözlerini kulağına fısıldar "Herkes duyduğu trampet sesine doğru yürümeli. Her birimizin ayrı bir trampetçisi var; başkasının trampet sesine doğru yürüyenler hayata uyum sağlayamazlar.”
Bilim ve Teknoloji-Keşifler-İcatlar (Evreka=Buldum efekti): Uranüs bilim ve teknoloji ile 21. yüzyılın gezegenidir. Kova ön planındaki Uranüs ve arka planındaki Satürn enerjilerini doğru kullandığında Bilim ve Teknoloji dev adımlarla gelişir. Thomas Edison (Kova Burcu) bu evrensel akışı yakalamış ve elektriği bulmuştur. Uranüs planeti elektrikle hemen hemen aynı zamanda keşfedilmiştir. Kova kalben ve zihnen bir teorisyendir ve dünya da onun Laboratuarıdır. Sıkça “Evraka” nidaları gökkubbede yankılanır.
Değişim, Yenilik, Orijinallik / Egzantriklik/ Marjinallik: Uranüs diğer planetlerin hepsinden fazla değişimi sembolize eder. "Değişmeyen tek şey değişimdir” düsturuyla hareket eder. O içimizdeki asidir ve doğum haritamızdaki konumu da isyan noktamızdır. Kova kurallara karşı gelmek, mevcut otoriteyi sallamak, tabuları yıkmak için içgüdüsel bir istek duyar. Dik başlıdır. Sınırlama ve yasaklardan nefret eder. Gelenek ve Göreneklere başkaldırır. Değişim rüzgarları ters yönden estiğinde orijinallik yerini eksantrikliğe ve marjinalliğe bırakır. Aykırı davranışlarla başkalarını rahatsız eder. Sivri, kopuk, dağıtmış ve yanlış anlaşılan insan haline gelir.
Çılgınlık-Yabanilik-Terslik: Uranüs’ün normu yüksek voltajdır. Bu tehlikeli akım doğru yöne kanalize edilmediğinde tıpkı bir şimşek ve yıldırım gibi çarpar, yakar. Psikolojik ve organik devreleri koparıp parçalar. Satürn ile bastırdığımız ne varsa Uranüs enerjisi dokunduğunda mayın gibi patlayarak havaya uçar.
Eşitlik-Kardeşlik-Ütopya: Kova bir yandan bireyliği savunurken diğer yandan da tüm insanların eşit olmasında direterek biraz kafa karıştırır. Daha da kötüsü hayatı basitleştirme çabalarıyla iyice karmaşıklaştırır. J.A. Bertrand’ın işaret ettiği gibi; "Kova basitlik peşinde olan karmaşık bir burçtur” Günlük hayatın en sıradan ve basit gerçekleriyle başa çıkmakta zorlanırken diğer yandan evrensel kardeşlik hatta kozmik kardeşlik peşine düşer. Ütopyalar içinde kaybolur. Kaynaştırmakta zorlandığı değerler Nazım Hikmet’in ağzından satır satır dökülüp evrene yayılır;
" Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür Ve bir orman gibi kardeşçesine...”
Soyutlama yeteneği/ Kopukluk- Bağlantısızlık: Kova'nın olağanüstü bir soyutlama yeteneği vardır. Ancak inceldiği yerden koptuğunda evrenle bağını yitirir. "Birleşik Alan” teorisi yerini "Yerel Gerçek" teorisine kaptırır. Bu zaman da ve boşlukta bağımsız hayatlar süren, ayrı olayları tanımlayan bir terimdir. “Mars'ta ki bir oksijen atomu lokaldir; çünkü Venüs'te ki bir oksijen atomu ile hiçbir alakası yoktur” ya da “İsviçre'de yüksek standartlarda yaşayan bir insanın, Zambiya'da açlıktan ölen bir insanla hiçbir alakası yoktur” gibi tezler üretir. İnsani düzeyde bu tanımlama hiçbir zaman tatmin edici değildir. Sir Arthur Eddington bağlantısızlığa şöyle karşı çıkmıştır. "Bir elektron titreştiğinde evren sallanır.”
İnat, Dik başlılık, Sabit fikir, Soğukluk: Bu özellikler patolojik bir hal aldığında Kova'yı gül bahçesini saran ayrık otuna çevirir. Kova Burcunun herkesten daha fazla kendini tanımaya ihtiyacı vardır. Çünkü diğer insanlar tarafından en yanlış anlaşılanı odur. “Kova ve Balık Burçları Zodyak’ın son iki halkasıdır. Bilinçli aklın sınırları ile kendilerini tanıyıp gerçekleştirmeleri ve bunu yapmadan fani dünyada burç özelliklerini doğru kullanarak yaşamaları çok zordur. ”
Devrim-Reform/ İsyan (Anarşist ruhu): Uranüs ve ötesindeki planetlerin astronomik olarak keşfedildikleri zaman psikolojik olarak keşfedildikleri zamanla aynıdır. Uranüs 1781 yılında, bilinçliliğin global olarak yükseldiği bir dönemde bulunmuştur. Amerikan devriminin henüz gerçekleştiği ve Fransız devriminin ise ufukta yükselmeye başladığı dönemdir bu. Aynı zamanda "Aydınlanma Çağı” başlamıştır. Dünya üzerinde her yerde bireyin değeri ve otoriteyi sorgulama hakkı kollektif bilinçte hücuma geçmiştir. Hakimiyet anarşist ruhun eline geçtiğinde ise isyan çıkar. Ortalık karışır. Kova dağıtır. Tozutur. Bir zamanlar Hacette Üniversitesi Psikiyatri bölümü kapısının üstünde şöyle bir yazı varmış; "Herkes dünyayı değiştirmeye çalışıyor, fakat hiç kimse kendisini değiştirmek istemiyor.” Kova'nın gözden kaçırmaması gereken asıl nokta tam da burasıdır.
Sezgi: Kova'nın düşünce süreci sezgiseldir. Nesneldir. Uygarlığın seyir defterine göz attığımızda insanlık tarihinin Uranüs ve Kova burcunun sezgisine çok şey borçlu olduğunu görürüz.
Arkadaşlıklar, Gruplar, Gelecek, Hedef, Yön tayini : Kova'nın temsil ettiği 11. evin geleneksel ismi "Arkadaşlar Evi” dir. Guruplar, Organizasyonlar, Toplumsal hareketlerin yanı sıra Gelecek, Amaç, Hedef, Yön, Plan da bu evin kapsamı içindedir. Bu evin başarısız uygulamasında amaçsızca sürükleniriz. Anı unutup Gelecekte yaşamaya başlarız. Bu evin başarılı uygulamasında önce amaç sonra bu amaca uygun arkadaşlarla organize eylemler yer alır. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur deyişi, bu günü ıskaladığımızda geleceği de heba edeceğimizi ima eder.
Astronomi ve Astroloji: Jung, Astrolojinin, sembollerin dili ve bireyde bulunan özelliklerin eşsiz kombinasyonun anahtarı olarak önemini vurgulamıştır. Eğer hayata baştan başlaması mümkün olabilseydi astroloji araştırmalarına daha fazla zaman ayıracağını ve onu psikolojiyle birlikte kullanacağını söylemiştir.
Einstein ise; "Astroloji başlı başına aydınlatıcı bir bilimdir. Onun sayesinde çok şey öğrendim ve ona çok şey borçluyum ” ayrıca “ Astroloji insanlık için bir tür yaşam iksiridir ” diye belirtmiştir.
Samanyolu Sisteminin sıradışı gezegeni Uranüs, Mitolojide "Gökyüzü Tanrısı” dır. Astronomi ve Astroloji de bu gökyüzü tanrısının ikiz çocukları gibidir. Her ne kadar günümüzde iki düşman kardeşi oynasalar da gerçekte onlar aynı yumurta ikizidir. Birinin diğerini reddetme hakkı yoktur. Bu aslını inkar etmektir.
Zodyak’ın son halkası Balık Burcu ve yönetici Planeti Neptün yolculuğunda buluşmak üzere,
Ve ayrıca ;
Kova burcu'nun ve gezegeni Uranüs'ün en önemli özelliği geleceği temsil etmesidir ve arzuları dilekleri olacağına inandığın ve pozitif düşündüğün sürece çabuklaştırıp yerine getirmesidir...
Şimdi size bu Kova ayı boyunca uygulamanız gereken bazı tüyolar vereceğim haritanıza göre;
Kova burcu 1.evde olanlar ; Siz geleceğe aitsiniz zaten. Sadece özgür olun yeter. Kova ayı boyunca bedeninize , görünüşünüze ve yaşamınıza yenilikler katın. Bu sürece boyunca yeni ufuklar açılacak size Güneş sizi parlatacak ve kendinizle alakalı isteklerinize odaklanın.
Kova burcu 2.evde olanlar ; Değişik projelerden para kazanma zamanı. Bu zaman boyunca finansınıza ve para kazanma yeteneklerinize odaklanın , adımlar atın. Paranızla alakalı isteklerinizi sık sık dile getirin ki Uranüs duysun çabuklaştırsın. İstediğiniz para ya odaklanın yeter.
Kova burcu 3. evde olanlar ; Bu süreçte zekanıza diyecek yok. Parlak ve dahi zekanız zamanın ötesinde olmanızı sağlayacak. Hisler dersek tavan zaten. İletişim , kardeşlerimizle olan ilişkimiz ve planlarımıza odaklanıyoruz ve isteklerimiz dileklerimiz de bu yönce oluyor. Sadece sorun cevap size iletişim sağladığımız herşeyden gelecektir. Farkında olun yeter.
Kova burcu 4.evde olanlar; Evimize ve ailemize odaklanma zamanı. Dengesiz durumlar varsa değişimler olabilir. Yenilikler yapma zamanı evimizde. Arzu dileklerimiz evimize ve ailemize odaklı olsun. Ayrıca uzun zamandır içsel sıkıntılardan da kurtulma zamanı.
Kova burcu 5.evde olanlar ; Çocuklar , aşk ve eğlence. Bu dönem çocukları olanlar onlarla bol bol iletişimde olsun ve onlara odaklansın. Çocukdan al gelecekten haberi Aşk da ise kahkaha atma zamanı. Arzu ve istekleriniz çocuk , aşk ve mutluluğa odaklı olsun.
Kova burcu 6. evde olanlar ; İşyerinizde ani değişimler olabilir. Korkmayın iyi olacaktır. Toplantılar , iş arkadaşlıkları bolca ve eğlenceli geçecektir. Ayrıca sağlınızda bileklerinize , kaval kemiklerinize ve kan akışınıza dikkat edin. bu zaman süresince beslenmenize , sağlığınıza ve işinize odaklanın. Arzu ve istekleriniz de bu yönde olsun ki Güneş ve Uranüs nerede iyi olmak istiyorsanız orada parlatsın.
Kova burcu 7. evde olanlar ; Eşiniz ,partneriniz ve ortağınızla mutlu , eğlenceli zamanlara hoş geldiniz. Bu dönem bunlarla ilgileniyorsunuz başka bir şey yapmayın. Onlarla eğlenmeye mutlu olmaya bakın. Ve arzu dilekleriniz de bu konularla alakalı olsun. Bekar olanlara yenilikler de olabilir tabii ki..
Kova burcu 8.evde olanlar; Tutku , cinsellik , finansal yeni gelişmeler bu süreç boyunca odaklanacağınız konular. Her konuda bereketiniz artabilir. Hisleriniz de rüyalarınızda geleceğe ait durumlar yaşayabilirsiniz. Özellikle eşinizin veya ailenizin finansal durumu ile ilgili güzel gelişmelere odaklanın.
Kova burcu 9. evde olanlar ; Yüksek eğitim , yurtdışı seyahetleri ile geçireceğimiz olumlu zamanlar sizi bekliyor. Bilimde , bilgisayarda veya insanlığa yararlı herhangi bir konuda eğitim alma zamanı sizin için. Yüksek ideallerinize odaklanın ve isteyin. Ve ayrıca dünyada nereye gitmek istiyorsanız orası için de istekler de bulunabilirsiniz. Rüyalar da çok önemli bu süreçte..
Kova burcu 10. evde olanlar ; Kariyerinizde başarı zamanı. Geleceğinizde yeni oluşumlar olup yenileneceksiniz artık da adım atın yani. Geliştirmeniz gereken bir dönemdesiniz. Bu süreçte kariyerinize ,hedeflerinize ve kaderinize odaklanın isteyin de isteyin...
Kova burcu 11. evde olanlar ; Arkadaşlıklara , gruplara , organizasyonlara ve yürekten istediğimiz arzu ve dileklerimize odaklanma ve yenilenme zamanı. Eğlenceli güzel zamanlar geçireceksiniz. İsteklerinizi resmedin ve yukarı gönderin Uranüs ile Güneş tutsun...
Kova burcu 12.evde olanlar ; Karmalarımızla , düşmanlarımızla uğraşma ve temizlenme zamanı. Artık ihtiyacınız olmayan durum ve şeylerden kurtulun bu dönem ve bırakın. Geleceğe adım atın yenilenerek. Meditasyon , yoga veya nefes çalışmaları yaparak yenilenin. Yaşamınızı geliştirin. Ve kendinize , psikolojinize ve bilinçaltınızın temizliğine odaklanın...
İyi bir Kova ayı zamanını bu şekilde odaklanırsanız diğer gezegenler size engel olamaz. Güneş ve Uranüs enerjisini bolca çekin ki diğer gelecek etkilere sağlam duralım..
Odaklanın ve yukarı çıkın...
TÜM SEVGİMLE
Hülya Balıkavlayan
Kova burcunun şarkısı da hediyem olsun... Bu şarkıyı dinledikçe bu burcun evrensel sevgisini hissediyorum..
http://www.youtube.com/watch?v=CGyEd0aKWZE
Ayrıca Kaynaklarım:
Ders Notlarım ve
Medical Astrology (Jane Ridder-Patric)
Planets and Their Keywords (Reinhold Ebertin)
The Planets and Human Behaviour (Jeff Mayo)

1 yorum:
Süper:) ikizler için Haziran'a kadar bekleyecek miyiz:(
Yorum Gönder